ı
   
Deutsch
LUTFEN GORUS, ONERI ve SIKAYETLERINIZI YAZINIZ
Ad Soyad
Email
Tel
Mesajınız

ZIYARETCI DEFTERIMIZI OKUMAK ICIN TIKLAYINIZ
 
 

PLAZAMOOD

PLAZA

MERAK ETTİKLERİNİZ
FOTO GALERİ
AFİŞ ÇALIŞMALARIMIZ
İNSAN KAYNAKLARI
FUAR ÇALISMALARI
ZİYARETÇİ DEFTERİ
ILETISIM
HABERLER
 

PLAZA'DAN YENİ ÜRÜN BU YAZIN EN DOĞAL TADI LİMONATA ÇIKTI.




ALKOLSÜZ İÇECEKLERDEKİ GIDA KATKI MADDELERİ

Alkolsüz içeceklerde hangi katkı maddeleri bulunur?


Alkolsüz içecekler de dâhil birçok gıda ürünü, önceden ilgili kuruluşlar tarafından incelenen ve onaylanan gıda katkı maddeleri içerir. Alkolsüz içeceklerde en çok kullanılan gıda katkı maddeleri asitlik düzenleyiciler (fosforik ve sitrik asit), koruyucular (sodyum benzoat ve potasyum sorbat), tatlandmlar (aspartam, asesü~am K, siklamik asit) ve renklendiricilerdir (karamel rengi, kinalin sarısı).


Fosforik asit: Fosforik asit, alkolsüz içecekler de dâhil olmak üzere çoğu gıda maddesinde asitlendirici olarak kullanılır. Peynir ve diğer baz süt ürünlerinin üretiminde, biracılıkta, yağ ve bitkisel yağların işlenmesinde, reçel ve jölelerin üretiminde kullanılır.


Sitrik asit: Gıdalar ve içeceklerde en çok kullanılan organik asittir. 100 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Gerek hayvanlar, gerekse bitkilerde doğal olarak bulunur. İnsan vücudunda ise, yağ ve karbonhidratların yakılması sonrasında oluşur. Limon, portakal, greyfurt, mandalina gibi narenciyelerde doğal olarak bulunur.


Sodyum benzoat ve potasyum sorbat: Bunlar çoğu gıda maddesinde kullanılan koruyucu maddelerdir. Koruyucu maddeler, tamamen güvenlidir ve tüketici sağlığı üzerinde olumsuz etkileri yoktur. Dünyada, ilaç endüstrisinin yanı sıra gıda endüstrisinde de sıkça kullanılırlar. Örneğin, potasyum sorbat ve sodyum benzoat, peynir, reçel, şarap, yoğurt ve kısmen pişirilmiş ve/veya ambalajlanmış hamur işleri gibi çok sayıda gıda maddesinde kullanılır.


Aspartam, asesülfam K, siklamik asit: Bunlar düşük kalorili, besin değeri olmayan tatlandırıcılardır. Uzun yıllardır kullanılmakta ve tüketilmektedirler. Örneğin aspartam, 20 yılı aşkın bir süredir 6,000'den fazla üründe kullanılmaktadır. Toz içecek karışımlarında (buzlu çay gibi), toz tatlı karışımlarında (hazır puding ve jelâtinler gibi), kısmen pişirilmiş ve/veya ambalajlanmış hamur işleri, sofra tatlandırıcıları, sakızlar, sert ve yumuşak şekerler, ağız kokusunu gideren şekerler. Pastiller, yoğurt, soğutulmuş ve dondurulmuş tatlılar, şuruplar, tatlı soslar, soslar, toz kahve kremaları ve beyazlatıcılar, alkollü ve alkolsüz içeceklerde kullanılırlar.


Kinalin sarısı ve karamel rengi: Karamel rengi, gıda maddesine kahverengimsi bir renk verir. Bira, şekerleme ve alkolsüz içecek üretiminde kullanılır. Dört çeşit karamel rengi vardır: I, II, III ve IV. Sınıf. III. Sınıf şekerleme yapımında, IV. Sınıf ise alkolsüz içeceklerde kullanılır. Kinalin sarısı, çoğu işlenmiş gıdada (şekerler, çerezler, margarin, peynir, alkolsüz içecekler, reçel/ jöleler, jelâtinler, puding ve turta iç malzemeleri) sıkça kullanılan bir renktir. Renk katkı maddeleri artık, neredeyse yediğimiz bütün işlenmiş gıdaların önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir.


Kafein


Dünyada en az 63 bitki türünün yaprak, tohum veya meyvelerde doğal olarak bulunan bir madde olan kafein, çay, kahve veya kakaoda da doğal olarak bulunur. Kafeini en çok bilinen kaynakları arasında kahve ve kakao çekirdekleri ile çay yaprakları yer alır. Bazı ürünlerin kafein içeriği aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.


Kafeinin fizyolojik etkileri nelerdir?


Kafeinin insanlar üzerinde geçici olmak kaydıyla hafif bir uyarıcı etkisi vardır. Farmakolojik etkileri kalıcı değildir ve genellikle bir kaç saat içerisinde geçer. Kafein vücutta zamanla birikmez ve genellikle tüketildikten birkaç saat sonra vücuttan atılır. Kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte bu süre sağlıklı yetişkinlerde üç ile dört saat civarındadır. Kafeine olan duyarlılıklar kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Kafeinin etkisi incelenirken, birçok etken göz önünde bulundurulmalıdır:


— alınan miktar


— tüketim sıklığı


— kişinin metabolizması


— kişinin duyarlılığı


Kişiler kendilerine uygun günlük kafein tüketimi seviyesini bulma eğilimindedir. Kafeinin istenmeyen etkilerini hissedenler kafein tüketimlerini sınırlarken, bu etkileri hissetmeyenler kendileri için normal olan seviyelerde kafein tüketmeye devam etmektedir.


Ne kadar kafein tüketilebilir?


Yetişkinler için makul kafein tüketimi 2 – 3 fincan kahveye, bir başka deyişle 56 kutu (330ml) kafein içeren alkolsüz içeceğe eşittir. Verilen bu değerler ortalama olarak günlük tüketim için 300 mg kafeine denk gelir ki bu miktarlar ile herhangi bir sağlık sorunu arasında bağlantı kurulmamıştır.


Kafein bağımlılık yapar mı?


'Bağımlılık" sözcüğünün rast gele kullanımına sıkça rastlıyoruz. İnsanlar bazen çikolata, futbol veya televizyon bağımlısı olduklarını söylüyorlar. Ancak bu tür bağımlılıkla, fiziksel veya zihinsel sağlık üzerinde ciddi etkiye sahip olabilecek madde veya aktivite bağımlılığı arasında bir ayrım yapılmalıdır. Dünya Sağlık bağımlılığında görülen fiziksel ve sosyal etkilerle kafein tüketiminde görülen etkilerin benzer olduğuna dair hiç bir kanıt yoktur". Düzenli olarak yüksek miktarda kafein tüketen ve daha sonra kafein alımlarını hızla ve büyük ölçüde azaltan bazı kişilerde iki günden bir haftaya kadar süren baş ağrısı ve yorgunluk gibi geçici belirtilere rastlanabilmektedir. Her maddede olduğu gibi, bazı kişiler kafeine diğerlerinden daha fazla duyarlılık sergiler.


Kafeinin sıvı ihtiyacına etkisi nedir?


Kafeinin diüretik etkisinin olduğuna dair endişeler dile getirilirken, mevcut kanıtlar, bu etkinin geçici olduğunu göstermektedir. Kafeinin toplam vücut suyu noksanlığına neden olduğuna dair bir kanıt yoktur. Ulusal Bilim Akademileri Tıp Enstitüsü, kafeinli içeceklerin, kafeinsiz içeceklere benzer bir şekilde günlük sıvı alımına katkıda bulunduğunu belirtmektedir.


Meşrubatlarda neden kafein kullanılır?


Yüzyılı aşkın bir süredir bazı alkolsüz içeceklerde az miktar1arda kafein kullanılmaktadır. Diğer gıda ve içeceklerde olduğu gibi kullanılan kafein, karışım miktarına bağlı olarak alkolsüz içeceklere genel tadını ve kokusunu verir. Kafein, bazı alkolsüz içeceklere hafif acı bir tat kazandırır, bazı içeceklerde de aroma olarak kullanılır. Genelde hoşa giden bir koku vererek hem şeker hem de düşük kalorili tatlandırıcılarla iyi uyum sağlar ve böylelikle içeceklerin genel kokusuna katkıda bulunur. Kafein, enerji içeceklerinde de kullanılır.


Aspartam


Gıda ve içeceklerde uzun yıllardır kullanılmakta olan aspartam, muhtemelen bugüne kadar en derinlemesine test edilen gıda katkı maddesidir. Günümüzde aspartam dünya çapında 100’ü aşkın ülkede, 6,000’ den fazla gıda ve içecekte kullanılmaktadır. Dünya üzerindeki milyonlarca kişi 20 yılı aşkın bir süredir aspartam tüketmektedir. Aspartam, gıda ve içeceklerde kullanılan düşük kalorili bir tatlandırıcıdır. Şekerden 200 kat daha tatlıdır. Şeker yine aspartamın kullanılmasıyla gıdalardaki kalori miktarı büyük ölçüde azaltabilmekte ve bazı ürünlerde tamamen ortadan kaldırabilmektedir.


Aspartam güvenli midir?


Aspartamın gıdalardaki yaygın kullanımı, kısa zamanda herkesçe tanınmasına ve bununla birlikte bu bileşen hakkında çok çeşitli sorulara yol açmıştır. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) aspartamın toz karışımlarda ve düşük kalorili sofra tatlandırıcılarında kullanımına 1981 'de onay vermiş ve bunu takiben 1983'te aspartamın karbonatlı içeceklerde kullanımı da onaylanmıştır, Aynı yıl, Avrupa Gıda Güvenliği Makamı da (EFSA) aspartam kullanımına onay vermiştir.


Vücudumuz aspartamı nasıl kullanıyor?


Aspartam, sindirilmesiyle birlikte bileşenlerine - amino asitler, aspartik asit, fenilalanin ve metanol - ayrlır ve daha sonra kana geçer. Aspartik asit ve fenilalanin proteinin yapı taşlarındandır; et, tahıl ve süt ürünleri de dâhil olmak üzere bütün protein içeren gıdalarda doğal olarak bulunur. Metanol da meyvelerde, sebzelerde ve bunların sularında doğal olarak vardır. Metabolizmamız bu bileşenlere gıdalardan alınanları aynı şekilde algılar ve yine aynı şekilde kullanır.


Zaman içinde aspartamın vücutta biriktiğini düşünen ve olumsuz görenler olmuştur. Bunların hepsi sadece bir iddiadan ibaret olup gerçekle ilgisi yoktur. Aspartam metabolizmada birikmemektedir.


Günlük ne kadar aspartam tüketilebilir?


Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) ile birlikte diğer yetkili gıda kuruluşları aspartam dahil olmak üzere bir çok gıda katkı maddesi için Günlük Kabul Edilebilir Alım Miktarı (GKEAM) - Acceptable Daily Intake (ADI) kavramını kullanır. Günlük Kabul Edilebilir Alım Miktarı (GKEAM) gıdalarla birlikte alınan maddelerin insan sağlığında olumsuz etki yapmadan ömür boyunca kullanılabilecek günlük miktarıdır.


Avrupa Komisyonu'nun 'Avrupa Birliğinde Diyet 'Yiyecek Katkı Maddeleri Tüketimi" raporunda, yetişkinlerin aspartam alım miktarlarının Günlük Kabul Edilebilir Alım Miktarı'nın (GKEAM) çok altında olduğu belirtilmektedir.


Aspartam için Günlük Kabul Edilebilir Alım Miktarı (GKEAM), Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından, günde vücut ağırlığının kilogramı başına 50 miligram olarak belirlenmiştir.


Gıda Tarım Örgütü ve Dünya Sağlık Teşkilatının Gıda Katkı Maddeleri Eksper Komitesi (JECFA) ve Gıda Bilimsel Komitesi (Scientific Commitlee on Food) ise vücut ağırlığının kilogramı başına 40 miligramlık bir Günlük Kabul Edilebilir Alım Miktarı (GKEAM) belirlemiştir.


Geçerli GKEAM seviyesine ulaşmak için bir yetişkinin %100 aspartam ile tatlandırılmış yaklaşık 15 kutu diyet meşrubat veya 42 porsiyon şekersiz jelâtin veya 97 paket düşük kalorili sofra tatlandırıcısı tüketmesi gerekir. Bu günlük tüketimin oldukça üzerinde bir rakamdır.


Sıvı ihtiyacı


Sıvılar genel sağlık için neden bu kadar önemli?


Yaşamamız için gerekli olan su vücutta birçok önemli rol oynar:


Hücreler - Vücudumuzdaki su karbonhidrat, vitaminler, mineraller ve diğer önemli besin maddelerinin hücrelerimize taşınması için çok önemlidir. Sindirim Sistemi - Su, besin maddelerinin sindirim sisteminde çözülmesine yardımcı olarak bunların kana karışmasını ve hücrelerimize iletilmesini sağlar. Kas ve Eklemler - Su, eklemlerin korunmasına yardımcı olur ve kasların doğru şekilde çalışmasını sağlar. Aslında, kaslarımızın yaklaşık yüzde 70 ile 75'i gerçekte sudan meydana gelir.


Vücut Sıcaklığı - Vücudumuzdaki su, ısının dağılmasına yardımcı olarak toplam vücut sıcaklığını düzenler. Vücudumuz çok ısındığında, terlemeyle su dışarı atılır; böylelikle vücut ısısı düşer. Terleme yoluyla kaybedilen su yerine konulmazsa, vücudumuz tehlike doğuracak şekilde aşırı ısınır.


Beyin - Yeterli sıvı alımı beynimizin iyi çalışması için önemlidir. Dehidrasyon (sıvı kaybı) nedeniyle vücut ağırlığımızın %2'sinden daha fazla kaybı beyin fonksiyonlarını etkileyebilir ve kısa süreli hafızayı zedeleyebilir.


Cilt - Yeterli sıvı alımı cildin elastikiyetini, yumuşaklığını ve rengini korumasına yardımcı olur. Su cilt hücrelerini içten ve dıştan yıkar.


Böbrekler - Böbrekler suyun yardımıyla vücutta bulunan atık ve toksinleri atar. Kalp - Sıvılar sağlıklı kalp fonksiyonları için önemlidir. Kan basıncının normal seviyede tutulmasında önemli rol oynar. Su kaybı kalp atışlarında artışa ve kan basıncının azalmasına neden olabilir.


Günlük sıvı ihtiyacı ne kadardır?


Vücudumuz metabolizmamız için gerekli olan sıvıyı depolayamaz. Bu sebepten sağlığımız ve vücut verimliliği için kaybolan su miktarı devamlı yenilenmelidir. Günlük olarak ne kadar sıvıya ihtiyacımız olduğunu gün içinde yaptığımız fiziksel hareketler belirler. Fiziksel olarak daha aktif olan kişiler daha fazla sıvı ihtiyacı duyar.


Günlük sıvı ihtiyacını nerelerden karşılarız?


Su, vücudun sıvı ihtiyacını sağlayan tek sıvı değildir. Ulusal Bilim Akademileri Tıp Enstitüsü şu bilgileri paylaşmaktadır:


• Günlük sıvı ihtiyacımızın %80'ini su ve içeceklerden karşılarız; %20'si ise çeşitli gıdalardan gelmektedir.


• Günlük olarak ne kadar sıvıya ihtiyacımız olduğunu genelde susuzluğumuzu dinleyerek karar veririz.


• Genel olarak susuzluğumuzu su içerek karşılarız, fakat aynı zamanda insanlar meyve suları, süt, kahve, çay, alkolsüz içecekler, meyve, sebze ve çok çeşitli gıda ve içeceklerden de sıvı alırlar.



MISIR ŞURUBU İLE İLGİLİ PROF.DR.AZİZ EKŞİ ' nin YAZISI


KAFAYI KARIŞTIRAN ŞEKER TARTIŞMALARI


Prof. Dr. AZİZ EKŞİ


Ankara Üniversitesi


Gıda Müh. Bölümü


Tartışma konusu bu kez şeker. Gıdadaki bir kalıntı ve bulaşı değil. Organizmanın


yüzyıllardan beri tanıdığı doğal bir gıda bileşeni. Tartışmayı başlatan ise; "nişasta bazlı


fruktozca zengin şekerin diyabet ve pankreas kanserine neden olduğu" iddiasıdır. İddianın


geçerli kanıtlara dayandığı kuşkuludur ama insanların kafası karışıktır.


Şeker denilince daha çok "çay şekeri" veya "beyaz şeker" anlaşılmaktadır. Bunun nedeni çok


yaygın kullanılmasıdır. Kimyasal adı "sakkaroz" dur ve Türkiye'de şeker pancarından elde


edildiği için "pancar şekeri" diye de adlandırılmaktadır. Pancar şekeri ya da sakkaroz, daha


şük moleküllü iki farklı şekerden (glukoz + fruktoz sakkaroz + su) oluşmaktadır.


Yiyecek ve içeceklerdeki sakaroz sindirim öncesi bu iki şekere ayrışmaktadır.


Marketlerde satılmayan ama birçok gıdanın üretiminde tek başına veya sakarozla birlikte


kullanılan bir şeker daha vardır. Buna, mısırdan elde edildiği için "mısır şekeri", koyu


kıvamlı olduğu için de "mısır şurubu" veya "yüksek fruktozlu mısır şurubu" ya da kısaca


"fruktoz şurubu" da denilmektedir. Adından dolayı bu şekerin veya şurubun yalnızca


fruktozdan oluştuğu sanılmaktadır. Kafa karışıklığına yol açan birinci yanılgı budur.


Oysa pancar şekeri gibi mısır şekeri de esas olarak glukoz ve fruktoz (glukoz + fruktoz)


karışımından oluşmaktadır. Ancak, glukoz ve fruktoz pancar şekerinde bileşik iken mısır


şurubunda ayrışıktır. Fruktoz/glukoz oranı her iki şekerde de yaklaşık aynıdır. Pancar


şekerinde 50/50 olan bu oran mısır şekerinde, tipine bağlı olarak ya 44/56 ya da 57/43 'tür.


Baldaki fruktoz/glukoz oranı ise yaklaşık 54/46'dır.


Meyvelerde de fruktoz ve glukoz doğal olarak birlikte bulunmaktadır. Örneğin fruktoz/glukoz


yüzdesi muzda yaklaşık 5/5, üzümde 8/7, elmada 6/3, şeftalide 2/2, kayısıda 5/12'dir.


İddialardan birisi; "fruktozun insan organizmasına yabancı bir madde" olduğudur. Bu


gerçeğe aykırı bir görüştür. Çünkü başlangıçtan bu yana meyve tükettiği bilinen


insanoğlunun, adını bilmese bile fruktoza yabancı olması şünülemez.


Tartışılan iddialardan ikincisi; "yüksek fruktozlu nişasta şekerinin insülin salgısını


uyarmadığı ve bu nedenle diyabet ya da şeker hastalığına yol açtığı"dır. Bu iddianın en


azından fruktoz ve glukozun birlikte bulunduğu gıdalar için geçerli olmadığı bilinmektedir.


Çünkü konunun uzmanlarına göre ortamda bir miktar glukoz bulunması, insülin salgısının


uyarılması için yeterlidir. Ve çoğu gıda, fruktozu ve glukozu doğal olarak birlikte


içermektedir. Bu olgu, pancar ve mısır şekeri için de geçerlidir. Kafa karışıklığına yol açan


yanılgılardan biri budur.


Üçüncü iddia; "fruktozun şişmanlık ya da obezite etkeni olduğu"dur. Şişmanlığın esas


olarak gıdadan alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki farktan kaynaklandığını artık


bilmeyen yoktur. .Başka bir deyişle şişmanlığın başlıca iki nedeni, aşırı gıda tüketimi ile


fiziksel aktivite yetersizliğidir. Bu anlamda enerjinin hangi gıdadan alındığı o kadar önemli


değildir.


Kafayı karıştıran başka bir neden de bu gerçeğin göz ardı edilmesidir.


Kaldı ki şekerlerin enerji değeri aynıdır. Her şekerin 1 gramı 4.1 kcal vermektedir. Sakkaroz


ne kadar enerji sağlıyorsa, aynı ağırlıktaki fruktoz, glukoz veya laktoz da aynı enerjiyi


sağlamaktadır. Öyle ise, fruktoz şişmanlatıyorsa aynı tüketim düzeyinde sakkaroz da


şişmanlatıyor demektir. Veya fruktoz şurubu obeziteye yol açıyorsa, aynı tüketim düzeyinde


pancar şekeri de obeziteye yol açıyor demektir. Obezite fruktoza bağlı olsaydı, ABD'nde


fruktoz şurubu tüketimi azalırken obezite artmazdı!..


Ölçülü alındığında diğer gıdalar gibi şekerlerin de obeziteye yol açmadığı bilinmektedir.


Şeker için ölçü ise, WHO'ya göre alınan katkı şekerin günlük enerjideki payının yüzde 10


dolayında olmasıdır.


Dördüncü iddia; "fruktoz ile pankreas kanseri arasında ilişki bulunduğu"dur. Yalnız


fruktozun değil, sakaroz, glukoz ve laktozun da pankreas kanseri ile olası ilişkisi konusundaki


araştırmalar birbiri ile çelişkilidir. Esasen doğrudan bir ilişki zaten söz konusu olmamalıdır.


Çünkü şekerler; ne fruktoz, glukoz, sakkaroz ve ne de mısır ve pancar şekeri; uzman kuruluşa


(IACR) göre "kanserojen" değildir. Ayrıca konu uzmanları; pankreas kanserine yakalanma


riskini artıran başlıca faktörlerin obezite ve diyabet olduğunu özellikle vurgulamaktadır.


Dolayısı ile kaçınılması gereken obezite ve diyabettir. Daha doğrusu bunlara yol açan


faktörlerin tümüdür.


Öte yandan FDA, fruktoz ve diğer şekerleri "güvenli gıda bileşeni" olarak tanımlanmaktadır.


Bunun gibi EFSA'nın da şekerlere ilişkin herhangi bir uyarıcı veya kısıtlayıcı düzenlemesi


yoktur. Yalnızca yapay tatlandırıcıların gıdaya katılacak miktarı sınırlıdır. Pancar şekeri veya


mısır şekeri, hiç bir ülkede sağlık açısından yasaklı değildir. Farklı şekerlerin pazar payını


belirleyen kotalar gıda güvenliği ile ilgili değildir. Kotanın amacı "tüketicilerin başka bir


şekerin zararından korunması" değil, çiftçilerin ekonomik açıdan korunmasıdır. Kafa


karışıklığının bir başka nedeni de bu gerçeğin yeterince bilinmemesidir.


Kota olsa da; pancar şekeri, mısır şekeri ve yapay tatlandırıcılar arasında bir rekabet vardır ve


her kesimin bu rekabette kendine göre bir konum alması doğaldır. Doğal olmayan, rekabetin


mesnetsiz sağlık iddiaları üzerinden yürütülmesidir. Yok yere insanların kafasının


karıştırılmasıdır. Kuşku ve paniğe yol açılmasıdır. Yapay tatlandırıcıların değil de fruktoz ve


sakarozun tartışılmasıdır.


Bu tartışmanın önceliği insan sağlığının korunması değildir. Zaten fruktoz, sakkaroz ve diğer


şekerlerle ilgili iddiaları, bilimsel araştırmalar doğrulamadığı gibi WHO, EFSA, FDA gibi


uzman kuruluşlar da doğrulamıyor. Hiç bir ülkede, fruktoz veya sakaroz için sağlık açısından


bir yasak bulunmuyor.


Deyiş doğrudur; "iyi veya kötü gıda yoktur". Gıdayı iyi veya kötü yapan "ne kadar


tüketildiğidir". Bu nedenle, öteki veya beriki şekerden kuşku duymaya da gerek yoktur. Yeter


ki gereği kadar tüketilsin…


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------


IACR: Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı


EFSA: Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi


WHO: BM Dünya Sağlık Örgütü


FDA: Gıda ve İlaç Yönetimi (ABD)



MEYVE SUYU İLE İLGİLİ MERAK ETTİĞİNİZ HER SORUYA BİR CEVAP BULACAKSINIZ...

Uzman kadromuz meyve suyu ile ilgili tüm sorularınıza yanıt veriyor. Sizde web sitemizin  'Merak ettikleriniz' menüsünü inceleyebilir sorularınızı 'ziyaretçi defterimiz ' e gönderebilirsiniz... 



PLAZAMOOD MEYVE SUYU






PLAZAMOOD ile meyveler cam şişeye girdi artık daha fresh,


artık daha lezzetli yok bundan iyisi...



PLAZA İHRACAT MÜDÜRÜ KENAN CANER ' in DRİNK DERGİSİNE VERDİĞİ RÖPORTAJ

PLAZA , BİZ SUYUNU ÇIKARTTIK ,SİZ TADINI ÇIKARTIN.


Meyve Konsantre de pazar lideri ve yeni yaptığı yatırımlar ile meyve suyu piyasasına da merhaba diyen CANER  Şirketler Grubundan Kuleli  Gıda ‘nın  Dış Ticaret  sorumlusu Sayın Çağrı Kenan Caner ile yaptığımız söyleşi..     


Bize Kuleli Gıdayı tanıtır mısınız ?


- Yaklaşık 25 yıldır gıda sektöründe faaliyet gösteren ve en son olarak da 2000 yılında , hızla gelişmekte olan meyve suyu sektörüne yatırım kararı almış bir firmayız.


PLAZA ve PLAZAMOOD markalarının ulusal ve uluslar arasında tanıtılması için hızlı ve sağlam adımlar ile ilerlemekteyiz.


Mülkiyeti kendimize ait üretim tesislerimizde üstün teknoloji ile ürettiğimiz PLAZA ve PLAZAMOOD markalı ürünlerimizi ülke genelinde satış temsilcilerimiz aracılığı ile tüketicinin hizmetine                       sunmaktayız.


 PLAZA ve PLAZAMOOD markalarını ulusal ve uluslar arası saygın bir marka yapma gayretlerimiz devam ederken her yıl için  hedeflediğimiz ihracat rakamlarına ulaşıyor olmamız bizleri mutlu etmektedir. 


Sektörün önemli üreticilerinden bir tanesisiniz Meyve Suyu üretimine nasıl başladınız ?


- Kuleli Gıda  sektördeki birikimini, değişen ve gelişen tüketici ihtiyaçlarını da göz önüne alarak yeni bir ürün olarak PLAZA markası ile 2000 yılında meyve konsantresi üretimine başlamıştır.  PLAZA ve PLAZAMOOD   çeşitleri, ISO 9001 : 2008 ve ISO 22000 : 2005 gibi en yüksek kalite standartlarının uygulandığı tesislerimizde üretiliyor ve yeni yatırımlarla hem ürün hem hizmet açısından tüketicinin ihtiyaçlarına cevap veren yenilikleri hayata geçiriyor. Bugün ulaşılan noktada PLAZA ,meyve konsantresi kategorisinde Türkiye’nin lider markası konumunda bulunuyor.Gelinen noktada meyve konsantresi ile tüketicinin güvenini kazanmış ve tercih ediliyor olmamız sebebi ile tüketicimize çok daha geniş bir ürün yelpazesi ile hizmet vermek ve tabii ki tüketimin çok daha geniş olduğu meyve suyu üretimine de yatırım yaparak gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı müşterilerimiz ile olan ilişkilerimizi geliştirmek ve pekiştirmek arzusundayız.


Üretim kapasiteniz ve ürün portföyünüz hakkında bilgi verir misiniz ?


- PLAZA ve PLAZAMOOD günlük 384.000 litre üretim kapasitesinde üretim yapan  tesisimizde üretilmektedir.Ürün portföyü bugün itibarı ile şu ürünlerden oluşuyor. % 100 Meyve Suları , Meyve Nektarları , Meyveli İçecekler ve Meyve Şurupları


- Meyve suyu endüstrisinin Türkiye’deki gelişimi hakkında neler söyleyebilirsiniz?


Türk Gıda Kodeksi’nde ,meyve suyu kategorisi üç ayrı grupta oluşturulmuştur. meyveli içecekler ,meyve nektarı ve meyve suyu .Ülkemizde tüketici bilincinin gelişmesi ve bunun tercihlere de yansıması sonucu çok daha meyveli  ürünler tüketilir olmuştur.Tabii ki bu tercihlerde alım gücünün çok da önemli rol oynadığını ifade etmemiz gerekir.Yaşanan küresel krize rağmen ülkemizde yaşanan olumlu ekonomik göstergeler kısa sürede tüketicimizin daha kaliteli ve daha sağlıklı ürünleri tercih edeceği konusunda biz hiçbir kuşku duymuyoruz. 



9-12 Aralık 2010 4. İstanbul Gıda ve İçecek ürünleri Fuarı

4.istanbul gıda ve içecek fuarında herkesi standımıza davet ediyoruz...



23-26 Eylül Gıda 2010 18.uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı

Plaza yeni ürünleriyle istanbul Gıda fuarında tüketicisiyle buluştu.



PLAZA, PLAZAMOOD

PLAZA, PLAZAMOOD Markalı Meyve Konsantreleri Kokteyl Şurupları,Kokteyl Sosları Limon Sosları Nar Ekşili Soslar ve İce Slush  KULELİ GIDA İMALAT İNŞ SAN. TİC. LTD. ŞTİ. tarafından.  Mülkiyeti kendisine ait 2500 M2 kapalı alanı olan üretim tesislerinde üretilmektedir.


  Kendi sektöründeki benzeri tesislerin en büyüğü olan tesisimiz tamamı ile el değmeden otomatik makineler ile imalatını gerçekleştirmektedir.


    PLAZA ve PLAZAMOOD markalı Meyve Konsantrelerinin Meyveli Kokteyl Soslarının ve Slushy İce’ın ne denli sağlıklı ve hijyen ortamda üretildiğini belgelemek adına Sağlık Bakanlığı ve Tarım Köy İşleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulmuş tüm üretim sertifikaları alınmıştır.


  İngiltere merkezli WCS  Uluslararası kalite belgesi vermeye yetkili TSE tarafından akredite edilen firma ISO 9001: 2000 ile kalite sistemler ve HACCP (Kritik Kontrol Noktaları) yeterlilik belgesi de alarak hedeflerimizi yükseltmiş, yalnız Türkiye de değil Uluslararası piyasada PLAZA markalı Meyve Konsantrelerinin,Meyveli Kokteyl  Soslarının,Limon Sosları ve Slushy İce’ı satmak yolunu açmışızdır.


   Meyve Konsantreleri(Şurupları) konusunda  yılların tecrübesi ve geniş ürün yelpazesi ile en secici müşteri taleplerine cevap verilmektedir.


   Ürünlerimizin kalitesinin sürekliliği, teknik alandaki kabiliyetimiz gelişmiş üretim sistemlerini ve en kaliteli hammaddeleri kullanmamız modern laboratuarımız ile desteklenen son derece sıkı kontrol sistemiz ile sağlanmaktadır.


   Ulusal düzeyde bayilikler oluşturarak tüketicisine ulaşan PLAZA markası her gecen gün kendisine duyulan güveni hak etmek adına kaliteli ve titiz çalışmalarına ara vermeden devam etmektedir.


   PLAZA, PLAZAMOOD Markaları ile Avrupa A.B.D. ve Orta Doğu pazarında da bayilikler oluşturmaya başlamış Meyve Konsantrelerinde,Kokteyl Soslarında Limon Soslarında ve Slushy İce ile her geçen gün bu markayı bir dünya markası yapmayı kendine hedef edinmiş bir ekip ile özverili şekilde etkin çalışmalarını sürdürmektedir.


  



PLAZA Meyve Konsantreleri Limon sosları ve yeni ürünleri ile

Plaza Meyve Konsantreleri Limon Sosları, Nar Ekşisi Sosları ve yeni ürünleri ile Dünya markası olma yolunda ilerlemektedir. PLAZA Bir çok ürün gami ile her tarafa hizmet vermektedir.


LİMON SOSU


NAR EKŞİSİ


MEYVE KOSANTRESİ


 



PLAZA Meyve konsantreleri

PLAZA Meyve konsantreleri bir cok zincir mağazalarda bulunulabilmektedir.



05-08 KASIM 2008 CNR EXPO İstanbul Gıda fuarı

05-08 KASIM 2008 CNR EXPO  İstanbul Gıda fuarı da  PLAZA Meyve Konsantreleri stant açmış gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı müşterileri ile sıcak bir buluşma sağlamıştır.



 
 
 
Bu web sitesi filnet tarafından site kur 6.0 ile hazırlanmıştır.
Her hakkı saklıdır. 2006©